TİNDERSTİCKS – 20 YIL FARKLI MÜZİK

Dünyanın en iyi müziği, sizi, dünayada başka bir müziğin olmadığını ikna edecek müziktir. Albümünün 20 yıl önce çıkmasına rağmen, Tindersticks’in yaptığı müzik hala aynı duyguları içeriyor. Top listelerinde gitar seslerinin domine ettiği ve indie gruplarının ön plana çıktığı dönemlerde, Tindersticks 90’lı yılların başlarında İngiltere’de ortaya çıkan en parlak ve en orjinal gruplarından birini oluşturuyormuş. Grubun müziği soul jazz, fransız şansonası, kabare, pop ve film müziklerinden oluşuyor. Tüm bu şarkılar Stuart A. Staples’in etkileyici ve titreyen sesinden dinlenebilir. Şubat ayında “The Something Rain” harika olarak değerlendiren albümünü çıkaran grup bir sanat eseri olduğu belirtiliyor.

Yeni albümünü tanıtma amacıyla grup turnede bulunuyor. Tindersticks grubunun kurucularından ve grubun klavyecisi olan David Bolter ile sohbetimizi Novi Sad şehrinde düzenlediği konser öncesinde yapıyoruz. Konserin tüm beklentileri aştığını söylemek mümkün. Konserde yeni albümüne ve yeni şarkıları vurgu yapılmasının yanı sıra uzun süren kariyerleri esnasındaki söyledikleri farklı şarkılara da yer vererek grubun bazı üyelerini de şaşırttılar. Şarkı seçimi çok iyiydi, iki saat ne zaman geçtiğini fark edilmedi. Konserin sona ermesine rağmen izleyicilerin mekandan ayrılma gibi bir niyetleri olmadı, dolayısıyla yüksek bir sesle grubun tekrar sahneye çıkması ve şarkılara devam etmesi çağrısında bulundu. Çok geçmeden grup tekrar sahneye çıktı ve muhteşem performansına devam etti. Genel olarak, seyirciler ve grup için özel önem taşıyordu.

“The Something Rain” isimli yeni albümünüzde gerçekten çok güzel şarkılar yer alıyor. Albüm yapım süreci nasıl geçti? 

“Falling down a Mountain” isimli son albümü çıkardığımızda Tindersticks ile yeni bir başlangıç yapma dolayısıyla kendimizi yenilenmiş gibi hissediyorduk çünkü çalışmalarımıza ara vermiştik. Yine de sözkonusu albümde daha önce yaptığımız çalışmalarla birçok benzerlikleri vardı, yeni çalışmalara başlarken kesinlikle farklı bişeyler yapmamız gerektiğine karar verdik. Bu nedenle farklı şarkılar yazmaya başladık, farklı fikirlerimiz oluştu dolayısıyla eski ritm makineleri, klavyeleri satın alarak çalışmalara bambaşka bir yönden başladık. Sözkonusu yön Stewart’ın akustik gitar veya piyano çalmasına yada baladlarına benzemiyordu. Farklı fikirler ve düşünceler üzerinde çalışıldı.

Bu albüm Tinderstiks için neyi ifade ediyor, herhangi bir değişikliği yansıtıyor mu?

Yaptığınız işten zevk almanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. (İsland Records) yayın evi 17-18 yıl bizim arkamızda durdu, şimdi artık yayınevimiz yok, bu durum ise bize farklı bişeyler yapmaya   özgür kıldı. Bu durum bize eski güvenli ağımızı düşünmeden farklı bir şey yapmak için büyük bir baskı yarattı, ayrıca risk almayı kabul etmemize ve müziği biraz daha uzak tutmamıza fırsat verdi. Örneğin film müziği veya farklı müzikler çeşitleri, yada insanların beğenerek gelip sizlere dinlemek için besteler yaptığınızda. Burada önceden yapmadığınız ve sizi şaşırtacak ve memnun edecek müzikler yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sizin için bir fırsatı oluşturuyor. Eğer Stewart gibi özel bir sese sahipseniz sizin için çok zordur, çünkü onun sesi her zaman Tindersticks’e benziyor.

MedicineveChocolate şarkılarının perde arkalarından bahs edermisiniz, fikir nasıl doğdu?

„Chocolate„ fikri veya hikayesi çok hızlı doğdu. Bizim ikinci albüm için Stewart’ın okuduğu “My Sister” isimli bir hikaye yazdım. Bu defa farklı bir hikaye oluşturdum. Daha doğrusu bir demo hazırlayıp Stewart’a gönderdim. Demo hakkında düşündüğümüz zaman metini benim okumamım en iyi olacağına karar verdik. Bizim son albümümüzde bir boşluk oldu, dolayısıyla yeni bir şarkı kaydetmeyi düşünmeye başladım ve bunun solo bir albüm olmasını istedim. Sonuçta sözkonusu şarkı, Stewart’ın birkaç şarkı yazmasına ilham kaynağı oldu. Birkaç gün beraber çalışmaya başladık, sonunda 5 veya 6 şarkı oluştu. O anda bir sonraki albümün başlangıçı olabileceğini düşündüm. Grubun tüm üyelerini davet ederek şarkılar üzerinde çalışmalara başladık, 2-3 ay sonra 15 – 16 şarkımız vardı. Her şey bu şekilde başladı.

Grup ve Fransız yönetmen Claire Denise arasında nasıl bir ilişki var? Son 10 yılda grup devamlı yönetmenin filmleri için müzik yapıyor.

Claire ile bir konser esnasında tanıştık, kendisi “My Sister” şarkısından esinlenerek “Nanette et Boni.” Filmini çekmeye karar verdi. İkinci albümün tanıtımını yaptığımız dönemde Paris’e geldi ve filmi için yeni müzik yapabilirmiyiz yada mevcut müziği kullanabilir mi diye sordu. Claire’nin filmlerini izlerken şunu anladık, yönetmen filmlerini bizim yaptığımız müziğe benzer bir şekilde çekiyor. İlk anda çok para kazanacak ve gişe yapacak etkileyici bir film yapmayı düşünmemiştik. Bu çok farklı derinliği olan bir filmdi, Claire bunu bizim müziğimiz ile ifade etmeyi istiyordu.

Tindersticks müziği bünyesinde film müziği özelliklerini barındırıyor. Bu varyantı bilinçli olarak mı seçtiniz? 

Evet! Bundan dolayı film müziği yapmaya karar verdik çünkü insanlar müziğimizi film müziğine benzetiyorlardı. Şahsen ben çok istiyordum, bu bizim birinci ve ikinci albümümüzdeki şarkıları etkiledi. O dönemden bu yana şarkıların yapılandırılmasında farklı bir yaklaşımım var. Sadece bir kıta, nakarat bölümü ve gitardan oluşmasını istemiyorum. Müziğimde farklı renkler oluşturmayı ve farklı şekilde bestelemeye çalışıyorum. Claire ile yaptığımız işbirliğin en iyi tarafı bizim istediğimiz müziği yapmaya başladık. Hollywood yapımcıları için müzik yaparken onlar tam istedikleri müziği söylüyorlar, oysa o bizi ilgilendirmiyordu. Bu şekilde kendinizi ifade etmek gibi bir durumunuz yok.

Grup şu anda The Something Rain adlı son albümünün tanıtımı için turnede bulunuyor. Konserlerin sonunda planlarınız neler?

Bu yıl Tindersticks 20 yıldönümü kutluyor, 20 yıl ile ilişkin kutlamaları gelecek yılda yapmayı düşünüyoruz. Bu yılı yeni çıkan albümün tanıtımını yapacağız. Gelecek yıl yeni birşeyler olacağını ümit ediyoruz.

Yorumlar