MAKEDONYA’NIN DEĞERLİ TAŞI

Her ülke bende mücevher taşı var diye övünemez. Çin, yeşim taşı ile ünlüdür, Avustralya opal ile Çek Cumhuriyeti granatı ile Kolombiya zümrütü, Baltik ülkeleri tanınmış kehribar, ABD ise turkuaz ile tanınıyor. Bu hikayede Makedonya’nın değerli taşı- rubin için bahsedilecek.  

Yıllardır uzun zaman kendi kendimize şu soruyu soruyorduk: Diğer insanlarda Pirlepe ve Pirlepe yöresinde ne kadar sıklıkla Rubin veye Rubinço ismi kullanıldığını farkında mı, acaba? Bugün de sadece bizim kişisel bir izlenimiz olup olmadığını konusunda kesin değiliz, ancak bu kez bir teorimiz var. Bu öykü şaşırtıcı kristaller dünyasına adanıyor, Makedonya’daki mücevherler daha doğrusu, yakut taşından söz edilecek.

Deko ile uzun zaman önce  tanışıyoruz, daha 1991 yılında, Eski Yugoslavya’da savaş günleri kapıda olduğu dönemde, İtalya’ya gitmeden önce, müzisyen iken, Makedon rock’n’rollun en ilginç sanatçılarından biriydi. Deko’yu klavyeci, gitarcı ve “Badmingtons”, Makedon Ray Manzarek’i -“Klerzo”, John Lord ve Deve Greenfield gibi grupların zengin yaratıcısı olarak biliniyordu. Dinlenmek nedir bilmeyen bir ruhlu sanatçıydı Deko, bize ilham kaynağı olmayı biliyordu, gençlik isyanımızı yatıştırıyor, yapıcı ve yaratıcı bir yere doğru yönetiyordu. Sadece grupları ile yaptığı canlı performanalarını izlemek yeterliydi, çıktığımız ortamlarda, şansınız varsa onunla sohbet etmek de ayrıcalıktı.

Yıllar geçti. Deko’nun İtalya’da, Trieste şehrinde olduğunu biliyorduk. Ancak ne çalıştığını ve bir daha görüşüp görüşmeyeceğimizi bilmiyorduk. Ve görüşme gerçekleşti. Deko’nun Üsküp’te olduğu söylentileri yayıldı.Ve görüşme gerçekleşti. Deko’nun Üsküp’te olduğu söylentileri yayıldı. Çok yakında sesini radyoda duydum.  Bütün zaman Trieste’de olduğunu anladık ve daha önce hiç düşünmediği bir şeyle uğraştığını öğrendik. Deko kristallerin gücünü keşfetmiş. Her şey dha netti: Deko artık evindeydi. Trieste’ye gittiğinde söz verdi, tekrar geriye gelecek. O zamandan beri medyalarda daha sıkça görmeye başladık. Biraz utanç ve sedasız onu başka bir öyküyle tanımaya başladık. Deko artık “çakıl” taşlarına aşık biriydi ve ilk Makedon yakut taşını bulan kişiydi.

Deko’yu konserlerine gitmek için artık yaşlı olan komşuları tanıyor, hiçbir zaman “Klerzo” için duymuyan meslekdaşlarımız da tanıyor, trafik ışıklarında tesadüfen yanımızdaki yan şeritte duran ve karşılaştığımız taksi şoförleri de Deko’yu tanıyor.  Geçenlerde bir taksi şoförü, “Çakıl taşları ve kristaller için konuştuğunda onu dinlemek çik ilginç”. Röportaj için anlaştıüımız Yunan Büyükelçiliği yakınlığındaki taşlı dükkana gidiyoruz. Orada Makedon yakut taşlarının nasıl işletildiğini görmek için özel fırsatımız olacak.

Hikaye 1991 yılında, Trieste’de başlıyor, Deyan Şkartov-Deko, bisikletini, sırt çantasını ve sintesayzır’ alarak, darmadağın olmaya başlayan Yugoslavya’yı terk ederek İtalya’ya gidiyor.  Savaş artık çok yaklaşmış. O dönem, onun yaşındaki insanlar başkalarının yürüttükleri, aslında dış savaşların içine çekiliyordu. Deko şansını Trieste’de denemek istiyor ve teyzesinin yanına gidiyor.  Aylar geçtikten sonra bişeyler çalışmaya başlıyor. Onun yaptığı müzik tarzının İtalya’da dinlenmesi için tam zamanın olmadığını görünce, yaşlı emekliler için alış veriş yapmaya başlıyor. Kısa bir zaman sonra, gazetede bir ilan okuyor. Brezilya’da tıpkı onun gibi ziraat mühendisleri aranıyor, yüksek eğitimli meyve yetiştirecek kişiler. Kısa bir dönem sonra Trieste’de, kahve kralı olarak tanınan, Brezilya Fahri Konzolosu Primo Rivis’in kapısını çalıyor.

Deko şöyle konuştu: “Kısa bir görüşmemiz oldu. Yugoslavya’daki savaş hakkında konuştuk, benim kimim, nereden geldiğimi. Kendisi de savaş çocuğuymuş, Trieste’ye ikinci dünya savaşında yerleşiyor. Brezilya fikri ilk anda gözüktüğü gibi iyi bir fikir olmadığını söyledi. Onun de akrabaları Brezilya’yı terk ediyorlarmış. Herhangi bir söz vermedi, sadece iletişim bilgilerimi aldı”. Sohbet ettiğimiz anda biz işlenmemiş yakut üzeride makine ile yaptığı ilk çalışmalarını izliyorduk.

Çok fazla zaman geçmedi. Rovis beyin sekreterinden çağrı aldık. Randevuya davet etti. Bazi işler varmış, Rovis ailesi evinin bahçesinin düzenlenmesi gerekiyormuş. Çalışmalar birbirlerini daha yakından tanımak için iyi bir fırsat olmuş ve birkaç kez uzatılmış. Rovis ailesinin gözünde Deyan, çok çalışkan, onurlu insan ve güvenilir bir kişi olmuş. Tam da o dönemde bir dönüm noktası olmuş. Deko, “Rovis bey aniden kahve işini satarak başka yeni bir işe başlıyor. İki konteyner değerli çakıl taşı sipariş etti. Hepsini teker teker hazırlamamız gerekiyordu. Bendeki kristal sevgisi böyle doğdu” diye konuştu.

Yıllardır Arte di Dio koleksiyonununda çalışarak kristellerin doğal özellikleri ve terapötik etkisi hakkında çok şeyler öğrenmiş. Ancak, Trieste’ye yetiştiği daha ilk günden Makedonya’ya tekrar dönmeye kararlıymış.  Deko, “Eve gidiyorum dediğimde beni çok ciddiye almadılar. 2001 yılında döndüm ve şu dükkanı açtım. Kristallerle orada yaşadığım deneyimimi buraya aktarmaya karar verdim”, dedi.

Zaman geçtikçe dükkanına gelen misafirler ona sıkça bir fikirden bahsediyorlarmış, başlangıçta o fikire güvenle bakmamış. Makedonya’da, Pirlepe’de yakut taşı var fikri. Deko sadece bir dedikodudan ibaret olduğunu düşünüyordu. Ancak konuşmalar her gün daha fazla tekrarlanıyormuş. Bir gün karar vermiş. İtalya’daki tanıdıklarını arayarak makineler satın almış, tavsiyeler dinlemiş ve çalışmaya başlamış.

Bir zamanlar imkansız gibi gelen olayı gözlerimizle görüyoruz. Çeşitli renkli taşlar ve ilginç şekillere sahip kristaller yanı sıra duvarlarına ise konser biletleri yapıştırılmış dükkanda bulunuyouz. Bizim yanımızda yakut taşı işletiliyordu. Birkaç dakika sonra ellerimizde kalp şekline bürünmüş bir yakut taşı bulunduruyorduk.

Deko, “Makedon yakut’u bugün çok tanınıyor ve Makedonya’dan sunulacak elit bir diplomatik hediye olabilir. Makedonya, Çin’deki yeşim taş ve Avustralya’nın opalı olduğu gibi kendi milli taşını kazandı. Bizim fikrimiz bu küçük atölyede yapılan tüm çalışmaları, Amsterdam’daki elmas fabrikasında olduğu gibi, açık bir yerde turistik bir atraksiyon olarak yapmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Makedon yakutu’nun promosyonu olarak pembe taştan dünyanın birçok önemli kişisine hediye olarak verildi. Aralarında Papa Benedict 16, büyük Hintli yogi Paramhans Swami Maheshwarananda – Swamiji, Hollywood aktris Daryl Hannah ve dünyanın en kısa aktörü Warwick Davis bulunuyor.

Literatürde, yakut’un kalp enerji akışını dengelemenin yanı sıra “sevgi ve bilgelik metafizik taşı” olarak tanımlanmaktadır.

“Bu merkez dengede olduğu zaman, insan daha fazla hissedebiliyor ve daha fazla aşk verebiliyor. Bu insanın insan olması ve insan kalmasını sağlıyor. Dükkanın merdivenlerinde oturup sohbet ederken sesli düşünen Deko şunların altını çizdi. “Belki de ülkemize gelen yabancıların algılarında oluştuğu  misafirperverliğimiz, çok dilliliğimiz ve şiddet içermeyen yapımız, Makedon yakut taşından kaynaklanıyor.

Röportaj ve fotoğraflar: Vasko Markovski

Yorumlar