ELENA KARAİNDRU – GÜZEL OLAN HER MÜZİKLE İLGİLENİYORUM

Film yada uygulamalı müzik bugün gerçekten kendi başına bir müzik türü teşkil ediyor. Morricone, Michael Najman, Zbigniev Prajsner gibi filmin kimliğine göre müzik yapanlara bugün çok seyrek rastlanır. Bu konuda kadın bestecilerin de sayısı çok az. Burada Rachel Portman, Lisa Gerrard, Zhozelin Puk, Wendy Carlos ve özellikle Eleni Karaindru anmak mümkün. Karaindru 30 yıldır başarıyla film ve tiyatro müzikleri ile ilgileniyor. Ancak, Karaindru ünlü Yunan yönetmen Theo Angelopolus’un kıdemli ortağı olarak biliniyor (kendisi birkaç gün önce trafik kazasında hayatını kaybetti). Aralarındaki işbirliği 20 yıl sürmüş.

Elena Karaindru ve Theo Angelopoulos

Karaindru’nun yaptığı film müziklerinden etkilenen Angelopulos şunları kaydetti: “Eleni’nin müziği sadece görüntüleri takip etmiyor, görüntülerin içine sızıyor ve ayrılmaz bir parçası oluyor. Birbirlerine çok bağlı olduklarından dolayı neyin ne dolduğunu söylemek mümkün değil. Şu anda Eleni sinema dünyasındaki en heyecan veren müzisyenlerden biri olduğuna inanıyoruz”.

Film müziği ile ilgilenmek için ilham kaynağınız ne oldu?

– Sinema ve film müzikleri daha çocuk yaşta iken bir şekilde hayatımda vardılar. 7 yaşımdayken evimin penceresinden evimizin önünde yer alan açık hava sinemasından film seyredebilme imkanım vardı. Ancak müzik fakültesinde eğitim alırken hiçbir zaman filmler için müzik yapacağımı düşünmemiştim. Benim ilk eserim arkadaşım Mariya Saraturi’ye albüm hazırlamam oldu, şarkılar Midis’in şiirlerine dayanıyordu. 1975 yılında dünya sinemasında çalışmalar yapan bazı arkadaşlarım yaptığım müziğin filmlere çok uygun olduğunu söylediler. Daha o dönemde arkadaşlarım film müziği yapmaya başlayacağımı bir şekilde belirtmeye başladılar. İlk gelişmeler öyle başladı. Arkadaşlarımdan biri olan yönetmen Dimitrij Mavritios, Polemonta isimli harika belgeselde birlikte çalışmak istediğini söyledi. Olay 1975 yılında gerçekleşti. O dönemde Selanik’li yönetmen, Takis Kaneopolus için Chronicle of a Sunday isimli film müziğini yaptım. Aynı yıl genç ve yetenekli yönetmen Hristopolus Hristofin’in filmi için müzik yaptım. Sözkonusu film Selanik film festivalinde gösterildi, müzik eleştirmenler tarafından özel övgüler aldı.   

Elena Karaindru

Müziğe nasıl başladınız? Bize müziğe başladığınız erken tarihle ilgili birşeyler söyleyebilirmisiniz?

Müzik tarihim kalın bir kitabı oluşturabilirJ. Yunanistan’ın Mount köyünden geliyorum. Dedem mandolin çalıyor ve sürekli şarkılar söylerdi. Daha sonra 7 yaşında iken bir yerde piyano gördüm ve ilk görüşte ona aşık oldum. Olay Atina’da bir okulda gerçekleşti, babam o okulda matematik öğretmeni olarak çalışıyordu. Bana piyano çalmayı öğretecek birini bulmasını rica ettim, herşey böyle başladı. Aslında benim müzik tarihim o anda başladı.   

Konularınızda halk müziğinden çeşitli etkiler hissedilmektedir. Klasik müziğin yanı sıra  etnomüzikoloji de okudunuz.

– Paris’de yaşadığım dönemde bana çok sayıda yol ve kapılar açıldı. İlkönce klasik müzik eğitimi ardından orkestra ve orkestra şefliği eğitimi aldım. Bu dönemde müzik yapmaya başladım. Ayrıca etnomüzikolojiye de başladım. Neden? Çünkü halk müziğine ve geleneğe hayran kaldım. Etnomüzikoloji eğitimi almak benim için çok önemli oldu, bu arada paralel olarak birçok işler yapıyordum. O dönemde Paris’te Caz müziğini de keşfettim. Caz müziğine aşık oldum ve devamlı kulüplere gidip dinliyordum. Paris’te Caz müziği her yerde dinlenebiliyordu. Bana çok kapılar açıldı. O dönemde musica moderna ve music concrete müziği dinliyordum, Nadir Bulandir ile de tanıştım. İlk başta Paris’te klasik müzik dünyasının bir parçasıydım daha sonra ufkumu genişlettim. Sözkonusu dönem benim için çok önemliydi, o zaman besteci olmaya karar verdim. Kendimi ve duygularımı ifade etmek için tek seçeneğimdi. Kendimi artık kariyerli bir piyanist olarak görmek istemiyordum.  

Ünlü yönetmen Teo Angelopulos ile özel işbirliğiniz vardı, birçok filminin müziğini yaptın. Onunla nasıl tanıştınız? İşbirliğine nasıl başladınız?

Angelopolus ile 1982 yılında tanıştım. O dönem Hristodolus’un Selanik film festivalinde gösterime giren ikinci filmi Roza’nın müziğini yapıyordum. Angelopolus jürinin başkanıydı ve bana müzik ödülünü verdi. Ondan sonra Voyage to Cythera (Cythera Yolu) filminde çalışmak için teklif aldım. Onunla çalıştığım ilk filmdi. 

Theo Angelopoulos

Onun filmlerinde müzik ve sahneler neredeyse birbirinden ayrılamaz. Görüntü ve müziğin uyumu için onunla nasıl çalıştınız?

İlk andan itibaren aramızda özel bir entelektüel kimya oluşmasının yanı sıra ortak estetik yönlerimizi bulduk. Ben onun filmlerine hayranım, hayranlığım çok yardımcı oldu. Aramızda her zaman çeşitli konularda tartışmalar yürütüyoruz. Genelde bana filmlerin hikayelerini anlatıyor, daha sonra filmin ihtiyaçlarını bana anlatırdı. İlk filmden beraber çalışıyoruz. Böyle bir tartışmadan sonra ilk filmin müziğini hemen ertesi gün  besteledim. Beraber çalıştığımızda sık sık müziği bir gün için besteliyorum. Ana tema genelde çekim başlamadan önce hazır oluyor. Bazen besteleri sahneyi çekmek için kullanıyor.      

http://www.youtube.com/watch?v=h1HueddJYqE

Halk ve bizans  müziği ile ilişkiniz nasıl, sizin müziğinize nasıl etkilediler?

Halk müziği ve Bizans mirasına sahip olmak bu ilişki çok önemlidir. Doğduğum köyde bababın evi yanında kilise vardı. Kilisede söylenen ilahiler bizim evde duyuluyordu. Fakülteye başladıktan sonra da tatil dönemlerimde sık sık kiliseyi ziyaret edip güzel melodileri dinleyerek mest oluyordum. Bizans vokal müziğinin tüm şarkılarını biliyorum. Benim müziğimde etkisinin derin olduğuna inanıyorum.  Bizans müziğinde isokratis diye adlandırdığmız bir dal mevcut. Ayrıca Odiseevin Görüşü filminde bizans melodileri kullanıyorum, burada ilahi söyleyen bir kadın var, ilahi albümde de yer alıyor. Genelde bizim kilisede ilahileri sadece erkekler söyleyebiliyorlar. İlahi söyleyen kadını bulduğumda, Angelopolus çok memnun oldu, kendisi dogmaları dikkate almıyor. Angelopolus kendi senaryosunda bizans konusu olmasını istiyordu,  güzel sesli kadın mükkemel uyum sağladı. Sık sık lir, santuri, keman, akordeon gibi halk enstrümanlarını kullanıyorum. Ancak müziğimde halk bestelerini kullanıp ardından kendi imzamı atmıyorum.     

Çalıştığnız filmler ve oyunlar ile ilgili anılarınız nelerdir?

Voyage to Cythera

Angelopolus ile ilk olarak “Voyage to Cythera” filminde işbirliği yaptım. Uzun zaman geçmesine rağmen çok iyi hatırlıyorum. Özellikle Angelopolusun bana senaryoyu dört saat anlattığı günü hatırlıyorum. Besteci olduğum için sadece stüdyodaki çalışmaları hatırlıyorum. Bu filmdeki çalışmalarımı sürdürürken şimdi artık düzenli olarak çalıştığım obuacı Hristopolus Vangelis ile tanıştım. Benim her çalışmalarımda yer alıyor. Onun obua çalışını duyunca duygusal anlar yaşadım, ağlamaya başladım. Bu çok önemli bir andı, çünkü her bestem obuaya dayalı. Katragis filmindeki bir sahneyi hatırlıyorum, Rusya’da hapiste olan ve Yunanistan’a geri dönmek isteyen yaşlı bir adam sözkonusu. Konuştuğum sahne Pontos’un dans sahnesi. O sahne beni uçurdu. Çok şeyleri hatırlıyorum ancak bunun için kitap yazmam gerekiyor.

Ulyesses’ Gaze

Odiseevin Bakışı. Benim için hayatımın en önemli anlarından biridir. Yaşadığım o duygular hiçbirşeyle değişilmez. Çalıştığım en önemli filmlerden birini oluşturuyor. Angelopolus’un tüm filmlerini beğeniyorum ve bir anne şevkati ile yaklaşıyorum ancak bu filmle ilgili özel duygular beslediğimi düşünüyorum. Müziğime viyola çalan Kim Kardaşiyan da kendi katkısını sundu. Eğer filmdeki müziğin görüntü ile iyi bir kimya yakalamışsa, o zaman farklı ve özel bişeyler gerçekleşiyor. Benim o filme bestelediğim müzik için katkısı çok önemliydi.        

The Suspended Step of the Stork

Bu filmle ilgili aklımda kalan en önemli görüntüler sınır çizgisi dolayısıyla ikiye bölünen köydeki düğün. Sınır çizgisini bir nehir oluşturuyor, damat nehrin bir tarafında gelin ise diğer tarafında yaşıyor. Aklımda kalan ikinci önemli sahne filmin sonlarında gerçekleşiyor, sözkonusu sahnenin  koreagrafisi bestelediğim müziğe göre hazırlandı.  “Final” müziği sözkonusuydu, Angelopolus bu sahneyi ustaca hazırladı. Bu sahnede Marcello Mastroianni ile Jeanne Moreau oynadı. İlk baştaki düşünceme göre bu açıdan baktığımda film için düşüncem çok daha iyi. En çok sınırlar konusunu beğeniyorum. “Odiseevin Bakışı” filminde olduğu gibi bu film de sınırlar, yerinden edilmiş kişiler, ve köklerinden sökülmüş insanlar sözkonusu ediliyor. Bu konular bu dönemde de mevcut. Angelopolus filmlerin yanı sıra ideoloijisi ve tarihi bilgileri dolayısıyla da önemli bir yönetmen. Bu dönemde tarih onun için çok önemli.

Weaping Meadow

Bu filmde çalışırken çok şeyleri hatırlıyorum ancak aklıma ilk gelen şey çalıştığım bazı özel insanlar. Romanya’lı lir ve akordeon da çalan bir çenk sanatçısı. Sanatçı ve enstrüman adetta birbirlerine sarılıyorlardı. O anlar benim için çok özel ve unutulmaz. Onlara hayranlık duydum.

Yorumlar