“CİNEDAYS” SİNEMA SALONLARINI DOLDURDU

MK GR EN

Avrupa sineması on gündür Üsküp’te sinema salonlarını adetta “işgal” etti. Sinema severler Woody Allen, Lars von Trier, Alexander Sokurov, Pedro Almodovar gibi ünlü yönetmenlerin en dikkat çeken filmleri de dahil olmak üzere yetmiş filmi zevkle izleme  fırsatı buldular.  “Cinedays”  festivali  “hızlı ve öfkeli” Hollywood filmleri ile “kaslarını” ölçmek için Avrupa sinemasına bir  şans tanıdı.

Avrupa topraklarında üretilen güncel filmlerde bir veya iki film çekmiş olan ve yakın gelecekte yeni Wenders, Von Trier veya Sokurov olmak için iddialı olan genç sanatçılara fırsat veriliyor. İlk bakışta ilginç ve çekici olmayan filmler gibi gözüküyor, örneğin geçen yıl Jan Hrebeyk birinci olan “Kawasaki gülleri” filmi, Berlinale festivalinin Panorama bölümünde de galip geldi.

Bu amaçla seçilen gala programı filmkoliklere göre, bu yıl, çok güzel olmuş. Gençlik Kültür Merkezi müdürü Zlatko Stefkovski, “Cinedays’te” Berlienale, Sundance, Cannes, Venedik, Karlovy Vary festivallerinde bir anlam ifade eden filmlerinin yanı sıra Von Trier, Kaurismaki, Almodovar, Cronenberg, Woody Allen’in önemli eserleri de dahil olduğunu söyledi.

“Cinedays’le” Avrupa filmi hak ettiği şansı kazandı. Ve inanın, şansı iyi kullandı. Festival afişinde de belirtildiğine göre en seçici film severlere bile “usta bir kadın aşçının” tarifine benzer zengin bir menü hazırlandı.  Daha doğrusu film eleştirmeni İlindenka Petruşeva’nın yorumunda belirttiği gibi: “Gençlik Kültür Merkezine gelen gençler Hollywood’un bir klişe, bir ticaret olduğunu biliyorlar! Filmin sanatı başka bir yerde… Avrupa filmi sadece bir coğrafi referanstan ibaret değil!  Bu filmler sanatsal değeri, hareketli, farklılıkların peşine koşan, birçok mesajı barındıran, entrikalı ve dünya sinemasına yeni tazelik getiren sanatı oluşturmaktadır…. Avrupa filmi – rüyaları gerçeğe dünüştürmek için mücadele eden yönetmenlerden oluşan dalgalı denize benzemektedir.

Stevkovski’ye göre pahalı Hollywood filmleri ve büyük stüdyoların pazarlama güçleri ile yapılan mücadele daha başlamadan kaybedilmiş. Ancak sık sık düzenlenen çeşitli Avrupa Filmleri festivalleri ve sinemaseverlerin ilgisi hala teslim olunmadığını kanıtlamaktadır.

“Hollywood filmleri daha çekimi başlamadan önce satılıyor dolayısyla bu savaş  başından beri kaybedilmiş. Onlar için piyasa çok büyük, etkileri de aynen çok büyük.  Daha hafif bir film endütrüsü sözkonusu. Bu endüstrü daha geniş kitlelere hitap ediyor ve daha kolay anlaşılabiliyor, avrupa filminin bütçesi ise çok çok daha düşük, ama yine de kalıcı bir iz bırakacak filmler çekiliyor.

Örneğin Roki ve Rambo gibi meşhur olmuş, hasılat rekoru kırmış filmler tabi ki unutulmaz ancak gerçek değerler, gerçek Avrupa filmlerinde mevcut. Örneğin: İspanyol yönetmen Bunuel, Jiri Kshishtov Mencl ve Kşiştov Kieslowski gibi diğer tanınmış büyük isimlerde. Bunlar sadece Avrupa değil, dünya sinemasının klasikleşmiş isimleri olarak bilinmektedirler.

Mütevazı bir pan-Avrupa Film Festivali oluşturmak için Pedro Almodovar’ın girişimi kabul edilerek, on yıl önce başlayan festival, Üsküp’teki kültür hayatının önemli bir özelliği haline geldi. Stefkovski, Cinedays’te ülkemizde düzenlenen diğer festivallere kıyasen Avrupa filmi ve Avrupa sineması özel olarak ele alındğını kaydetti.

Yarışmada en iyi film “Altın Yıldız Ödülünü”, Avusturya yapımı, Jessica Hojsner’in yönetmenliğini yaptığı  “Lourdes” filmi kazandı.

Sinema severler ayrıca en iyi yabancı film dalı’nda Oscar Ödülü’ne sahip kadın yönetmen Suzan Bier’in “Daha iyi bir dünyada”, Aki Kaurismaki’nin “L’Avr”,  Woody Allen’in “Pariste Geceyarısı”, Sokurov’un “Faust”, Almodovar’ın “İçinde Yaşadığım Deri”,  Von Trier’in  “Melankoli”, Nani Moretti’nin “Habemus papa” v.b. filmleri izleyebilme fırsatı buldu.

Festivalde dört Makedon filmi de gösterime girdi: Filip Matevski’nin “Kibritli Kız”, Marko Gokoviç’in “Vatansız İnsanlar”, Saşa Stanişiç’in “Sarah Efsanesi” ve Stefan Sidivski’nin “Yüz” isimli filmi. Festivalin ana seçimi Alman Bernd Buder gerçekleştirdi, jüriyi ise ingiliz film eleştirmeni Neil Young, hırvat yönetmen Ognjen Sviliçiç ve makedon yönetmen Dariyan Peyovski oluşturdu.

Beş sinema salonunda, yetmiş filmin gösterilmesinin yanı sıra festival çerçevesinde atölye çalışmaları ve konferanslar, ayrıca Makedonya’dan ve bazı Avrupa ülkelerinden gelen sanatçılar  konserler düzenlediler.

Mirko Trajanovski

Yorumlar