AZİS İSMAİL: KARATE SİYAH KUŞAKLI BİR KARA SEVDA

MK EN

Aziz Ismail sadece on dokuz yaşında. O bir `boş, silahsız el’ ustası. Beş kez Makedonya şampiyonluğunun yanı sıra uluslararası alanda da başarılara imza atmış sakin ruhlu, hırslı, bir o kadar da çalışkan bir delikanlı. Karate dalında Makedonya şampiyonu olduktan sonra ilk röportajını Balkon3’e veren Aziz, bunun sadece bir baslangıç oldugunu, iyi neticelerin devamının geleceğini vurguluyor. Aziz’e göre karate kaynar su gibidir: eğer sürekli ısıtmazsanız bir süre sonra soğumaya başlar.

aziz1_balkon3Aziz’le röportaj için buluşmamız Üsküp’ün Türk çarşısında gerçekleşiyor. Antremandan hemen sonra. Yüzünden belli oluyordu yorgunluğu. Geçenlerde Makedonya şampiyonu oldu. Başarılara alışmış gibi. Onun için şampiyonluklar doğal. Onlarca takdirname, madalyonlar sığdırmış küçük bir zaman dilimine.

“Metalurg” karate kulübü benim ikinci evim diye başlıyor sözlerine. “Normalde haftada beş gün, iki saatlik antremanım var. Ancak, Milli Takım seçmeleri veya Avrupa-Dünya şampiyonası varsa, tabii ki, maça hazırlanma şekilleri de değişiyor. Hız ve kondisyon olmak üzere günde iki antreman yapılıyor, ikisinin de farklı metodları var” diye konuştu.

husamettin_Aziz_balkon3

Aziz karatenin yanı sıra eğitimine de devam ediyor. Ekonomi alanında uzman olmak istiyor. Dolayısıyla iki ay once Kiril ve Metodiy Üniversitesinde derslere başladı. Şimdilik herhangi bir sorun yok, ikisi de bir arada devam ediyor. Aziz ileride de sorunların olacağını zanetmiyor “insan istedikçe, her şeyi yapabilir, zaman bol” diye ekliyor.

aziz_balkon3

 

Karate sevdası, tesadüfen daha çok küçük yaşlarda başlıyor. Bu sevdanın en büyük “sorumlusu” babası, Adnan. Aile ve akrabalarının yanı sıra bugün hala en büyük destekçisi babası. “Karate sporu ile babamın vesilesiyle tanıştım. Küçükken beni karate atremanlarına götürüyordu. Zamanla karateye kanım ısındı. Ve bu sporu profesyonelce yapmaya karar verdim” şeklinde konuştu. Aziz, ayrıca, “Bugün herkes fudbol ve basketbol izlerken, ben dövüş sporunu seçtim. Karate hala popüler bir spor değil. Fakat son yıllarda hayran kitlesi çoğalıyor, dolayısıyla, popüler spor olmaya aday” diye ekliyor. Her ne kadar, üst düzey bir karateci olsa da, Aziz’in Liverpul fudbol takımı ve teniste Rafael Nadal hayranlığını bilmeyen yok.

Çaylar arka arkaya yudumlanırken Aziz şimdiye kadarki spor hayatında en çok sevindiği ve üzüldüğü anını anlatıyor. “Sevinmem ve üzülmem aynı anda ve aynı yerde oldu. 2011 Avrupa Şampiyonası finalinde. Finale yükselmeme sevinirken, kaybetmem beni çok üzdü.”, şeklinde konuşan genç sporcu, “Şampiyona Novi Sad şehrinde düzenlendi. Kategorimde 56 kişi vardı. Finalde rakibim Hırvatistan’ın önemli karatecisi Dino Povrzenic’e 3-0 lik skorla mağlup oldum. O zaman tecrübesizdim, ne de olsa 15 yaşındaydım ve kariyerimdeki ilk Avrupa şampiyonasıydı. Rakibimle şu anda Facebook üzerinden arkadaşlığımızı sürdürüyoruz. Onunla bir kez daha yarışma fırsatı gelirse şimdiki hırsım, çabam, isteğim ve emeğim beni zirveye oturturur. Çekişmeli ve keyifli bir maç olur.

Yarışmalarda bazı sakatlıklar da meydana geliyor. Aziz’in doktoru her zaman yanında. Aziz, “İlk sakatlığımı 2011 yılında Milano Açık turnuvasında yaşadım. Yarışmaın yarı finalinde burnumu patlattılar ama pes etmeye niyetim yoktu. Çatlak burunla yarı final maçımı tamamladım. Ve adımı finale yazdırdım. Seyirciler ayakta alkışladılar. O beni gururlandırdı. Milli Takım özel doktoru her an yanımızda”,dedi.

Aziz’den karatenin en önemli özelliklerini dinliyoruz: “Karate diğer sporlara nazaran farkı, insanı rahat ve dingin hissetmesini sağlamaktadır. Ruh ve tekniğin karatede aynı yerde olması şarttır. İlk önce kendini tanıyorsun, sonra rakibini. Yenmeniz gerektiğini değil, yenilmemeniz gerektiğinizi düşünmeniz lazım.”

aziz_diplomi_balkon3

Genç sporcumuzun uluslararası çapta en büyük hayranı İtalyan yıldız Luigi Busa ve Türk Milli takımın yıldızı Enes Erkan. Yerli çapta ise kulüpte beraber çalşıtıkları ve ona her zaman destek olan İvo Cvetkovski ve Ferat Korbuliç.

Sohbetimizin sonunda kareteye başlamadan önce ve karateden sonra ki Aziz’i tanımlamasını istiyoruz: “İki Aziz arasına çok ama çok var. İster ruhsal açıda, ister özel hayatım, günlük yaşantım. Eskiden antrenmandan sonra bilgisayar başında durup, dışarıda arkadaşlarla boş zaman harcardım. Küçüktüm zamanı nereye ve nasıl harcamam gerektiğini bilmiyordum. Şimdi sabah Üniversiteye gidiyorum, sonra babamın turistik ajansına gidiyorum. Mesleği alışmak için. Demek istediğim artık belli bir planım var. Karate yaşam planımı çizdi. Bu sporun verdiği değerleri anlatmak imkansız.” Aziz’e göre karate kaynar su gibidir: eğer sürekli ısıtmazsanız bir süre sonra soğumaya başlar. İnşallah kaynamaya devam edecek.

Husamettin Gina

Yorumlar